Tüketicilerden alınan banka ücretlerine dair yönetmeliğin yürürlük tarihi

Sevgili tüketiciler, bankaların sizden tahsil ettiği kredi kartı üyelik ücreti, kart aidatı, dosya masrafı, hesap işletim ücreti gibi masraf ve ücretlerin iadesi için tüketici hakem heyetlerine ve tüketici mahkemelerine başvururken dikkat etmeniz gereken çok önemli bir konu var.

Tüketicilerden alınan banka ücretlerine hukuki dayanak getiren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik‘ten daha önce bahsetmiştim.

Bu konudaki iki önemli güncel karara da değinmiştim.

Ödediğiniz ücretlerin iadesi için başvuruda bulunmadan önce, sizden alınan ücretin hangi tarihte alındığı büyük önem taşıyor.

Bu yönetmeliğin yürürlük tarihi 3 Ekim 2014.

Banka ile aranızdaki sözleşme hangi tarihli olursa olsun, bu tarihte ve sonrasında sizden alınacak ücretler, masraflar, Yönetmelik kapsamında tutulmuştur (Yönetmelik m. 16).

Özetle, 3 Ekim 2014 günü ve sonrasında ödediğiniz ücretler ve masraflar, bu Yönetmelik kapsamında olacaktır.

Aman dikkat…

Tüketicilerden alınan banka ücretlerine dair iki önemli karar…

Bankaların tüketicilerden hesap işletim ücreti, dosya masrafı ve benzeri adlar altında aldıkları ödemelere yasal dayanak getirildiğinden daha önce bahsetmiştim. Yargıtay kararları da bu doğrultuda çıkmaya başladı. Bu yazıda bu konuda verilen iki kararı kısaca özetleyerek değerlendireceğim.

Değineceğimiz ilk karar Kasım 2015 tarihinde verilmiş. Davada tüketici, nakit avans ücretinin iadesini talep etmiş. Mahkeme tüketiciyi haklı bulmuş. Banka temyize gitmiş ve Yargıtay tüketiciyi haksız bulmuş. Kararda Yargıtay, davaya uygulanması zaman yönünden mümkün olmayan ve banka ücretlerine hukuki dayanak getiren Yönetmeliğe de atıf yapmış. Şu cümleyle:

 “Nitekim somut olayda uygulanma imkanı yok ise de 6502 Sayılı Kanuna göre çıkarılan 3.10.2014 tarih 29138 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren …Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te ücret alınması mümkün olan EK-1 numaralı “Ürün ve Hizmet Sınıflandırması” listesinde kredi kartları ile ilgili olarak “Nakit Avans Çekim Ücreti” alınabileceği belirtilmiştir.

Somut olayda bu hükmün uygulama imkanı olmamasına rağmen ve bunu da kararda belirterek üstelik… (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2015/5544 K. 2015/14654 T. 12.11.2015)

İkinci karar Aralık 2014’de veriliyor. Bir tüketici mahkemeden bankanın kendisinden aldığı kredi kartı aidatını ve nakit avans komisyonunun iadesini talep ediyor. Tüketici mahkemesi davayı kabul ediyor. Banka temyize gidiyor. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi dosyayı inceliyor ve kararı bozuyor. Bankanın haklı olduğuna karar veriyor. Bu kararda şu gerekçelere dayanıyor:

  1. Nakit avans komisyonu ile ilgili olarak Yargıtay, karşılıksız bir hizmet olmadığı, ATM’lerde bu amaçla para bulundurulduğu, bu sebeple bedelin alınabileceğine karar veriyor ve ekliyor, diyor ki, “Nitekim somut olayda uygulanma imkanı yok ise de 6502 sayılı yasaya göre çıkarılan 3.10.2014 tarih 29138 Sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan ‘Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te ücret alınması mümkün olan EK-1 numaralı ‘Ürün ve Hizmet Sınıflandırması’ listesinde kredi kartlarıyla ilgili olarak ‘Nakit Avans Çekim Ücreti’ alınabileceği belirtilmiştir.“. Yargıtay bu yeni düzenlemeye yine atıf yapıyor, somut olayda uygulama imkanı olmadığı halde…
  2. Kredi kartı aidatı ile ilgili olarak da Yargıtay’ın tüketiciyi haksız bulma sebepleri şöyle özetlenebilir: 1) Tüketici kart aidatını öderken ihtirazi kayıt ileri sürmemiştir. 2) Aidat ücreti ödendikten sonra indirim istenemez. 3) Tüketici aidat ödemesine rağmen sözleşmeyi sürdürdüyse artık “ahde vefa” gereği aidat iadesi isteyemez. Yargıtay bu konuda yeni yönetmeliğe atıf yapmamış. Davaya konu kart aidatları 2005-2013 arasına ilişkin, yani yeni yönetmeliğin uygulama döneminde değil. Ancak yine de atıf yapabilirdi zira yeni yönetmelik, kredi kartı üyelik ücretlerinin alınabileceğini açıkça düzenliyor. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2014/36187 K. 2014/41794 T. 26.12.2014)

Yargıtay’ın banka masraflarına hukuki dayanak getiren yönetmeliğe, somut olayda uygulanma imkanı olmamasına rağmen her iki kararda da atıf yapması, bu yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra alınan kart ücretleri, hesap işletim ücretleri, dosya masrafları gibi ücretlerin iadesi taleplerinde tüketicileri bu gerekçeyle HAKSIZ bulacağına dair kuvvetli bir işaret kanaatimce.

Bu yazıyı okuyan sevgili tüketiciler… Bu masraflarla ilgili olarak tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerine başvururken bu masrafların hangi zamandan kaynaklandığını da göz önünde bulundurarak dikkatli hareket etmenizi tavsiye ederim. Hatalı bir başvuru yaparsanız, ödemek zorunda kaldığınız banka ücretlerine ilaveten, yargılama masraflarına ve yasal vekalet ücretlerine de katlanmak zorunda kalabilirsiniz. Yönetmeliğin yürürlük tarihi ile ilgili yazımdan bilgi edinebilirsiniz.

Tüketicilerden alınan banka ücretlerine yasal dayanak getirildi

Önemli Uyarı: Rekabet Kurulu kararıyla bazı bankaların kartel oluşturduğuna karar verildi. Bu bankalardan kredi kullandıysanız tazminat alma ihtimaliniz olabilir.
Şu yazıyı okuyun.

Yeni Tüketici Kanunu ve BDDK’nın yeni yönetmeliği ile tüketicilerden alınan banka ücretleri yasal dayanağa kavuşturuldu.

Yeni Tüketici Kanunu, resmî adıyla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28 Kasım 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı ve 87. maddesi gereğince yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra, Mayıs 2014’de yürürlüğe girdi.

Kanun, bankalara ödenen kredi kartı ücretleri, hesap işletim ücretleri, dosya masrafları gibi faiz dışı ücretlerle ilgili olarak yeni bir hüküm getirdi. Kanunun 4/3. maddesi ile, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) bu hususlarda “bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde” düzenleme yapma yetkisi tanındı.

Bunun üzerine BDDK tarafından bir yönetmelik çıkarıldı. Bu yönetmelik “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” adını taşıyordu ve 3 Ekim 2014 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bu yönetmelik ile getirilen düzenlemeler hakkında önce kısaca bir değerlendirmede bulunacağım, sonra da yönetmeliğin hayatımıza soktuğu önemli hükümlerin bazılarına burada yer vereceğim.

Güncelleme: Bu konuda verilen iki önemli Yargıtay kararına 08.09.2016 tarihli yazımda değindim.

Güncelleme: Banka ücret ve masrafları ile ilgili başvuruda bulunmadan önce söz konusu yönetmelik kapsamında olup olmadığına dikkat etmeniz önem taşıyor. Bu konuda bilgiyi şu yazımdan edinebilirsiniz.

Bankaların aldığı ücretlere hukuki dayanak getirildi

Kanunun bu konudaki yeni düzenlemesi ve BDDK tarafından çıkarılan söz konusu yönetmelikle, tüketicilerden alınan kredi masrafı, kart ücreti, hesap işletim ücreti gibi ücretlerin alınmasına hukukumuzda ilk defa açıkça hukuki zemin hazırlandığı kanaatindeyim. Kısaca, yeni düzenleme, tüketicilerin değil, bankaların işine yarıyor.

Eskiden durum nasıldı?

Bu yeni düzenlemelerden önce, kart ücreti, hesap işletim ücreti, kredi masrafı gibi ücretlere ilişkin bankalar tarafından sözleşmelere konulan kayıtlar, Yargıtay tarafından “haksız şart” olarak kabul edilebilmekte ve geçersiz sayılabilmekteydi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin bu konuda tüketici lehine verilmiş birçok kararı mevcuttu.

2008 tarihli bir kararında 13. Hukuk Dairesi, kredi kartı üyelik ücretlerini haksız şart olarak nitelemiş ve geçersiz saymıştı:

Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davacı bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı davalıdan ücret istemesi olanaklı değildir.” (Yargıtay 13. HD. E. 2008/4345 K. 2008/6088 T. 2.5.2008)

2011 tarihli bir kararında 13. Hukuk Dairesi yine aynı gerekçeyle aynı yönde karar vermiş, bu ücretlerin bir süre ödenmiş olmasının sonradan ödemeye devam etme yükümlülüğü doğurmayacağına hükmetmişti:

“Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi haksız şart niteliğinde olduğu kabul edilen ve tüketiciden kredi kartı ücreti, kredi kartı aidatı vb. isimler altında alınan bedelleri tüketicinin bir süre ödemesi, sözleşmedeki haksız şarta icazet verdiği ve bundan sonra da ödemeye devam edeceği anlamına gelmez.” (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/5605 K. 2011/14474 T. 13.10.2011)

Örneğin 13 Mart 2013 tarihli şu kararında Yargıtay, tüketici kredisinde alınan masrafa ilişkin sözleşme hükmünün bir haksız şart olduğuna ilişkin gerekçeler belirttikten sonra, tüketici kredisi için tüketiciden alınan “masrafın” ancak masraflar belgelenmek kaydıyla ve zorunlu ve makul masraflar olması şartıyla alınabileceğine hükmetmişti. Yargıtay bu kararında masrafı tamamen haksız ve geçersiz saymamış, ancak kararında adil bir yol bulmuştu. Aynı 5 Şubat 2014 tarihli şu kararında da ancak belgeli, zorunlu ve makul masrafların talep edilebileceği yönünde karar etmişti (Kaynak: 15 Ocak 2015 Tarihli ve 29237 Sayılı Resmî Gazete).

Güncel durum nedir? Bankalar ücret alabilir mi?

Gel gelelim bu yazımızda sözünü ettiğimiz yeni düzenlemelerle birlikte artık bu masraflar yasada ve yönetmelikte açıkça hukuki dayanak bulmuş olduğundan, kredi kartı üyelik ücreti, hesap işletim ücreti, kredi tahsis ücreti gibi masraflara ilişkin sözleşme hükümlerinin haksız şart olarak nitelenmesi mümkün olmayabilir.

Bu kapsamda tüketici ve konut kredilerinde “tahsis ücreti” adı altında tüketicilerden belirlenen (ve arttırılabilecek) limit dahilinde olmak kaydıyla ücret alınmasının önü açılmıştır.

Bundan böyle yukarıda son aktardığım Yargıtay kararındakine benzer bir olayda mahkeme, bu masrafların zorunlu, belgeli, makul olması şartını arayamayacak, sadece miktar bakımından BDDK’nın belirlediği limit dahilinde olup olmadığına bakacaktır. Zira artık Tüketici Kanunu’na dayanılarak çıkarılmış bir yönetmelikle, bu ücretlerin tüketicilerden tahsil edilmesine açıkça devletimiz izin vermiştir. Mahkemelerin bu düzenlemelere rağmen farklı bir yorum yapması, bu şartları eskisi gibi “haksız şart” olarak kabul etmesi artık zor görünmektedir.

Yeni düzenlemelerin yüksek yargı tarafından nasıl yorumlanacağını göreceğiz; ancak, bu yeni mevzuatın tüketicilerin lehine değil, aleyhine sonuç doğurması durumu ile karşı karşıya kalmamızın kuvvetle muhtemel olduğu düşüncesindeyim.

Tüm toplumu ilgilendiren bir konu bu. Hepimiz banka müşterisi olmak zorundayız. Bu nedenle bu konunun bir düzenleme ile belirliliğe kavuşturulması, yargı mercilerine bırakılmış bir mesele olmaktan kurtarılması uzun zamandır bir ihtiyaçtı. Bir düzenleme yapılması gerekiyordu. Düzenleme yapıldı, ancak tüketicinin hukuki konumu iyiye değil, kötüye gitti. Bankaların aldığı tüm ücretler hukukî dayanağa kavuşturulmuş oldu.

Şimdi yönetmeliğin getirdiği bazı önemli düzenlemelere kısaca bakalım:

Tüketiciden hangi ücretler alınabilecek?

Tüketicilerden alınabilecek ücretleri belirlerken BDDK’nın, bankaların mevcut düzeni sürdürmelerine hukuki zemin kazandırdığı rahatlıkla söylenebilir.

Zaten tüketicilerden faiz geliri elde eden, tüketicilerin kullandığı kartlarla yaptıkları alışverişlerden komisyon kazanan bankalar, buna ilaveten aşağıdaki ücretleri de tahsil etmeye yetkili kılınmışlardır.

Yönetmelik ekinde, tüketicilerden alınabilecek ücretler aşağıdaki şekilde belirtiliyor:

  • Bireysel kredilerde Tahsis Ücreti
  • Bireysel kredilerde Ekspertiz Ücreti
  • Bireysel kredilerde Taşınır ve Taşınmaz Rehin Tesis Ücreti
  • Hesap İşletim Ücreti
  • Para Çekme Ücreti
  • Elektronik Fon Transferi Ücreti
  • Havale Ücreti
  • Swift Ücreti
  • Kredi Kartı Yıllık Üyelik Ücreti
  • Kredi Kartı Ek Kart Yıllık Üyelik Ücreti
  • Kredi Kartı Kart Yenileme Ücreti
  • Kredi Kartı Nakit Avans Çekim Ücreti
  • Kiralık Kasa Ücreti
  • Kampanyalı Ürün veya Hizmetler Ücreti
  • Fatura Ödeme Ücreti
  • Arşiv – Araştırma Ücreti
  • Onaya Bağlı Bildirim Ücreti
  • Başka Kuruluş ATM’sinden Yapılan İşlem Ücreti
  • Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler
  • Üçüncü Kişilere Yapılan Ödemeler

Yönetmelik m. 6/1 gereğince; “Bu Yönetmelik ve ekinde yer alanların dışında herhangi bir ürün veya hizmet için ücret alınamaz“.

BDDK bu listeyi değiştirmeye yetkili olduğu gibi, kuruluşlar da bu listede yer almayan ücretler için BDDK’dan izin alabilmektedir (m. 6/2).

Ücret alınmasının şartları nelerdir?

Kısaca özetlemek gerekirse ücret alınabilmesi için tüketiciden onay alınması ve ücret hakkında tüketicinin bilgilendirilmesi şartı getirilmektedir. Bankalar bize imzalatacakları bir kağıtla zaten bilgilendirme ve onay alma şartlarını yerine getiriyorlar. Yani bunlar zaten bankalar tarafından kolaylıkla yapılagelen uygulamalar olduğundan tüketici lehine bir yenilik yapıldığını söylemek güç. Aksine, yukarıda da bahsettiğim gibi, artık bu konu açık bir hukuki dayanağa kavuşmuş durumda…

Yönetmeliğin bu husustaki düzenlemeleri şöyle:

“Sözleşmeler kapsamında ücret alınabilecek her bir ürün veya hizmet için finansal tüketicinin onayının alınması zorunludur. Kuruluşlar tarafından finansal tüketicinin onayının alındığı ispat edilemediği takdirde, onay alınmamış sayılır.” (Yönetmelik m. 5/3)

“Finansal tüketiciler ile yapılacak sözleşmeler kapsamında sunulacak ürün veya hizmetlerin ücret tarifesini ve bilgi verilmesi gereken diğer hususları göstermek üzere sözleşmeye ilişkin her bir ürün veya hizmetin asgari olarak; adı ya da tanımı, vadesi ya da süresi, tahsil edilecek faiz, kâr payı veya ücret kalemleri ile bunların tahsil yöntemi, geçerli olduğu süre, geçerlilik süresi sonunda yapılacak değişikliğin tutarı, oranı ya da değişikliğin hangi esasa göre yapılacağı hususlarını içerecek şekilde bilgilendirme formu hazırlanması zorunludur. Bilgilendirme formu sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır. Sözleşmenin yazılı olarak kurulması durumunda bu formun taraflarca imzalanmış bir nüshasının finansal tüketiciye verilmesi zorunludur. Kalıcı veri saklayıcısı ve telefon aracılığıyla kurulan sözleşmelerde finansal tüketici kullanılan araca uygun şekilde bilgilendirilir. İspat yükü kuruluşlara aittir.” (Yönetmelik m. 5/4)

Tüketici ve konut finansmanı kredilerine ilişkin ücretler

“Finansal tüketicilere kullandırılacak krediler için kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi amacıyla alınan tahsis ücreti dışında, istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun başkaca bir ücret alınamaz. Kredi tahsis ücreti, kullandırılan kredi anaparasının binde beşini geçemez. Kurul, gerekli gördüğü hallerde bu sınırı artırmaya ve azaltmaya yetkilidir.” (Yönetmelik m. 10/1)

Banka ve kredi kartı ücretleri

“(1) Kart çıkaran kuruluşlar, yıllık üyelik ücreti ve benzeri ad altında ücret tahsil etmedikleri bir kredi kartı türü sunmak zorundadır. Finansal tüketiciler tarafından yapılan ücretsiz kredi kartı başvurularının kuruluşlarca reddedilmesi hâlinde, bu başvuruya istinaden yıllık üyelik ücreti olan kredi kartı verilemez. Kart çıkaran kuruluşlar yıllık üyelik ücreti bulunmayan kredi kartı limiti belirlerken, yıllık üyelik ücreti bulunan kredi kartı değerlendirme kriterlerini aynen uygulamakla yükümlüdür. Finansal tüketicilerin yıllık üyelik ücreti bulunan kredi kartını limiti aynı kalmak kaydıyla yıllık üyelik ücreti bulunmayan kredi kartı ile değiştirme talepleri, kart çıkaran kuruluşlar tarafından yerine getirilmek zorundadır.

(2) Finansal tüketicinin kredi kartı iptal talepleri, ilgili kredi kartıyla ilişkilendirilen herhangi bir borç bakiyesi bulunduğu gerekçe gösterilerek reddedilemez. Bu şekilde iptal edilen kredi kartlarının borç geri ödeme dönemlerinde yıllık üyelik ücreti tahsil edilemez.

(3) Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamaz.

(4) Birinci ve ikinci fıkrada yer verilen kartlar dışındaki kredi kartları özelliklerine göre yıllık olarak belirlenen tutar kadar ücretlendirilebilir. Asıl karta bağlı olarak sunulan her bir ek kredi kartının yıllık üyelik ücreti, asıl kartın yıllık üyelik ücretinin yüzde ellisini geçemez.

(5) Kredi kartı yıllık üyelik ücreti, ancak finansal tüketiciyi borçlandırıcı nitelikteki ilk kullanımı müteakip ve yıllık olarak tahakkuk ettirilebilir.

(6) Kesintisiz olarak, en az yüzseksen gün süreyle hareket görmeyen kredi kartları hareketsiz kart kabul edilir ve bu kartlara hareketsiz kaldığı müddetçe yıllık üyelik ücreti yansıtılamaz. Kuruluşlar, finansal tüketiciye yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla veya kaydı tutulan telefon ile önceden bilgi vermek suretiyle bu nitelikteki kredi kartlarını kapatma hakkına sahiptir.

(7) Hareketsiz kartlarda tahsil edilemeyen kredi kartı yıllık üyelik ücretleri, tahakkuk tarihinden itibaren en fazla son oniki aylık dönem için sonradan tahsil edilmek üzere bekletilebilir. Bu dönem zarfında yıllık üyelik ücretlerinin tahsili için icra takibi yapılamaz. Bu ücretler için faiz veya kâr payı işletilemez ve Kredi Kayıt Bürosu ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi bildirimleri yapılmaz. Anılan oniki aylık dönem sonunda kredi kartı yıllık üyelik ücretlerinin tahsil edilememesi hâlinde ise bu ücretler iptal edilir. Finansal tüketici kredi kartı yıllık ücretinin tahsili amacıyla kredilendirilemez.

(8) Hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve kullanımı ile bir takvim yılı içerisinde kayıp, çalıntı ve benzeri nedenler dolayısıyla gerçekleştirilen iki adete kadar kart yenileme karşılığında ücret alınamaz.” (Yönetmelik m. 11)