Minix, Spectre ve Meltdown sonrası düşünceler…

Önce MINIX, sonra Spectre ve Meltdown açıklarının ortaya çıkmasından beridir iş amaçları dışında bilgisayarı açmak gelmiyor içimden itiraf etmek gerekirse…

Bilgisayarların güvenilirlikleri özellikle Snowden sızıntılarından sonra zaten son derece kuşkuluydu ama artık yeryüzünde satın alınabilir hiçbir güvenli sistem olmadığını biliyor olmak veri güvenliğine olan inancımı büsbütün ortadan kaldırdı.

Donanım seviyesinde kapanamaz açıklar olunca, yazılım seviyesinde alınan bütün önlemler, açık kaynaklı işletim sistemleri ve bunların sorunları ile uğraşmak… Basitçe söylemek gerekirse anlamını neredeyse yitirdi.

Yenilgiyi bilgisayar aleminde de kabullenmek, Windows ve iOS kullanarak veri güvenliği, iletişim gizliliği gibi beklenti ve hayaller olmadan yaşamak en akılcı yol gibi geliyor şu günlerde bana zaman zaman.

“Bu dünyada iyi şeyler olmaz.” – LP

“Varsayılan ağ geçidi kullanılamıyor” hatasına çözüm

Malum, Windows 10 güncellemeleri oldukça büyük boyutta oluyor ve zorunlu olarak uygulanıyor. Bu güncellemelerden 1709 kodlu olan bilgisayarı 1 saat kadar meşgul ettikten sonra kuruldu. Güncelleme sonrası internet bağlantısında kopmalar baş gösterdi. Bağlantı sorunlarını araştırma ekranında gördüğüm hata mesajı şu idi: “Varsayılan ağ geçidi kullanılamıyor.” (İng. “Default gateway is not available”)

Sorunun çözümü

Aygıt Yöneticisi’ne göz atarak ağ bağdaştırıcısı markanızı öğrenin. Bu markanın resmi sitesine giderek yeni sürücüleri indirin ve bilgisayarınızdaki sürücülerini güncelleyin. Mesela Realtek için sürücüler şurada.

UYAP Doküman Editörü’nde mobil imza kullanımı

UYAP Doküman Editörü’nde mobil imza ile belge imzalamaya çalışırken

hatasını alıyorsanız, bilgisayarınızda Java’nın yüklü olduğu klasörün yolunu “PATH” ortam değişkenine ekleyerek bu sorunu çözebilirsiniz.

Bunun için izlemeniz gereken adımlar:

  1. Denetim Masası – Sistem – Gelişmiş Sistem Ayarlarını Görüntüle
  2. Gelişmiş – Ortam Değişkenleri
  3. Sistem Değişkenleri – PATH – “Düzenle”
  4. “Yeni” – Java yolu (örneğin: C:\Program Files (x86)\Java\jre1.8.0_151\bin)

Linux üzerinde Adobe Digital Editions

Özellikle e-kütüphanelerden edindiğimiz DRM korumalı e-kitapları okumak için Adobe Digital Editions yazılımını kullanmak mecburiyetinde kalabiliyoruz.

Bu yazılım sadece Mac ve Windows için sunuluyor. Linux desteği yok ne yazık ki. Fakat çaresiz değiliz.

debian 9 stable sistemimde Adobe Digital Editions v1.7 sürümünü, varsayılan wine kurulumuyla sorunsuz bir şekilde çalıştırabildim! :)

v1.7 sürümünü şuradan indirebilirsiniz. (yedek bağlantı)

komutuyla kurdum.

Linux masaüstünde Firefox ile indirdiğiniz bir e-kitabı doğrudan Adobe Digital Editions ile açma seçeneği sunulacak size bundan sonra ve e-kitabınız Wine yoluyla otomatik olarak açılacak.

Versiyon 1.7’de metin kopyalamak (ctrl+c, ctrl+v) maalesef mümkün görünmüyor. Metni vurgulama (highlight) ise ancak metin kenarına not alarak im koymak yoluyla mümkün, buna “bookmark” deniyor program terminolojisinde.

Aldığımız notlara ve koyduğumuz imlere e-kitabın okuma süresi bittiğinde nasıl ulaşabiliyoruz -şimdilik- bilemiyorum. Bu konuda bilgi edinince buraya ekleyebilirim.

Adobe Digital Editions v1.7 idareten ve zorunluluktan kullanılabilir. Hiç yoktan iyidir.

DRM sevdiğimiz bir teknoloji değil.

Akademik çalışmalar, araştırmalar yapanlar, okuyup yazanlar arasında Linux kullanımı hiç de nadir sayılmaz. Buna karşın Adobe’un zorunlu olarak kullanılan bu yazılım için Linux desteği vermemesi tam bir hayal kırıklığı…

Bir not: v1.7 işinizi görmeye yetmezse şurada ilginç bilgiler var.

f.lux yerine redshift

Ekran renk sıcaklığını gözleri yormayacak şekilde otomatik ayarlamakta yarar var. Bunun için en bilinen uygulama f.lux. debian depolarında redshift var bunun alternatifi olarak. debian 9 sistemime geç de olsa kurmak aklıma geldi.

redshift ve redshift-gtk paketlerini yükledim. Redshift’i çalıştırınca “unable to start geoclue client” hatası aldım. Gnome’da “Settings/Privacy/Location Services” ayarı kapalıydı. Bunu açınca çalıştı ama devamlı VPN kullandığımdan Redshift ve Gnome beni Kanada’da zannetti. Konumumu kullanan bir uygulama olduğunda görünen uyarı simgesi de sağ üstte belirdi. Bu uyarıyı devamlı almamak ve  ekran renk sıcaklığımı Kanada’daki güneşin konumuna göre ayarlamamak için, sitesinde verilen örneği temel alarak, bir iki küçük değişiklikle bir redshift ayar dosyası oluşturdum. Redshift bu dosya oradaysa otomatik olarak kullanıyor bu ayarları, ayrıca bir işleme gerek yok.

Dosya yolu ~/.config/redshift.conf ve içeriği İstanbul için şöyle:

İstanbul Üniversitesi Harç Ödemesi 2017-2018

Kayıtlarını yenileyecek İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin harç ödemesi yapmaları gereken tarihler belli oldu. Ayrıntılı bilgi için akademik takvime göz atabilirsiniz:

Harç ödemesi yapmadan önce, AKSİS sistemine giriş yaparak Öğrenci Bilgi Sistemi’nden referans numaranızı öğrenmeniz ve bu numara ile bankaya ödeme yapmanız gerekiyor.

Hangi bankaya ödeme yapılıyor? Ben bu yıla kadar hep Halkbank şube ve ATM’lerinden ödeme yaptım, bu sene de öyle yapmayı deneyeceğim. — Güncelleme: ATM’den ödedim.

Siz yine de harç ödemeleri ile ilgili kesin bilgi için üniversite resmi sitesine göz atın, sadece buradan aldığınız bilgi ile hareket etmeyin.

Linux üzerinde Microsoft Office kullanmak

debian 1 üzerinde Microsoft Office (Word/Excel/Powerpoint) 2007 kullanmak için, evvela wine hakkındaki debian wiki sayfasında anlatılanları uygulayarak wine‘ın i386 ve amd64 mimarilerinde 2 kurulumunu yaptıktan sonra, playonlinux paketini kurabilir 3 ve Playonlinux’un menülerini kullanarak Microsoft Office 2007 kurulumunu sorunsuz ve çok kolay bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

Günümüzün tipik bir 64 bit bilgisayarında yazmanız gereken komutlar sırasıyla şöyle:

  1. sudo dpkg –add-architecture i386 && sudo apt update
  2. sudo apt-get install wine wine32 wine64 libwine libwine:i386 fonts-wine
  3. sudo apt-get install playonlinux

Burada 3. satırda yer alan komutun çalışabilmesi için yapmanız gereken repository ayarı şöyle:

Kurulum sonrasında şu programlar kullanımınıza hazır oluyor:

Diğerlerini henüz denemedim ama Microsoft Word 2007’yi kurcaladım. Tamamen sorunsuz bir şekilde, sanki Windows’da çalışıyor gibi çalışıyor… Mükemmel!

LibreOffice Writer varken neden Microsoft Word ihtiyacı duydum?

Her ne kadar başkalarıyla paylaşmam gerekmeyen belgeleri LibreOffice ile düzenlemeyi tercih ediyorsam ve bundan memnunsam da, avukatlıkla ilgili işlerimi yaparken çalıştığım belgeleri başka kişilere göndermem veya onlarla aynı belge üzerinde çalışmam gerekebiliyor. “doc/docx” formatları o kadar yaygın ki başka bir belge formatıyla kaydedilmiş bir belgeyi paylaşmak fiilen kolay olmuyor, böyle olunca da bu formatlarla tam bir uyumluluk zorunlu oluyor…

LibreOffice her ne kadar uyumluluk konusunda çok başarılı olsa da her zaman yüzde yüz bir uyumluluktan ne yazık ki söz edemiyoruz. 4

Söz konusu olan hukukî belgeler olunca elbette en küçük bir hata ihtimaline tahammülüm olamıyor.

Bu yolla Word ihtiyacı tam olarak karşılıyor mu?

2006 yılında tanıştım Linux ile ve o günlerden beri beni iş için Linux kullanmaktan alıkoyan bir sorun bu… Yıl 2017 ve bu sorunun cevabı ne yazık ki hala hayır… Kısayolların beklendiği gibi çalışmadığına ve programın zaman zaman aniden kapandığına tanık olabilirsiniz. Yüzde yüz güvenilir bir yöntem olduğunu maalesef söyleyemiyorum. Hukukî metinler hata kaldırmadığından Word üzerinde çalışmam gerektiğinde Windows kullanıyorum.

Dipnotlar:

  1. debian, saygın ve köklü bir GNU/Linux dağıtımıdır. Ubuntu ve Linux Mint gibi popüler dağıtımlar debian tabanlıdırlar.
  2. Bilgisayarınızın CPU mimarisi 64 bit de olsa wine’ın 32 bit (i386) sürümlerini de kurmanız şart.
  3. Eğer aktif değilse contrib kaynaklarını (repository) etkinleştirmeniz gerekir.
  4. Bunun sorumlusu LibreOffice değil, daha ziyade Microsoft’tur. Microsoft Word belgelerinin (doc/docx) formatları neredeyse her birkaç yılda bir değiştirildiğinden ve bu belge formatları kapalı kaynaklı olduğundan LibreOffice programcıları, bir perdenin arkasındaki hareketli bir hedefi vurmaya çalışıyorlar diyebiliriz. — Aslında Word 2013 ve Word 2016 doğrudan açık kaynaklı “odt” formatında belge kaydedebiliyorlar ama bunlar varsayılan formatlar değil, kullanıcının her kayıt işleminde bunları seçmesi gerekiyor ve elbette bunu pek kimse yapmıyor.

Tahkikata geçmeden önce sürelere ilişkin savunmalar hakkında karar verilmesi gerektiğine dair…

Hukuk usulünde, usule uygun olarak ileri sürülmüş hak düşürücü sürelere dayanan itirazlar ve/veya zamanaşımı def’ilerinin tahkikat öncesinde incelenmesi ve şartları var ise davanın reddi gerekir.

HMK m. 142/1’de bu husus şu şekilde ifade edilmiştir:

“Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.”

Bu açık hükme karşın uygulamada mahkemeler zamanaşımı ve diğer süreler yönünden karar vermeyi erteleyebilmekte, tahkikat aşamasına geçmekte, esasa ilişkin diğer hususlarda yargılama yapmakta ve hüküm aşamasına gelindiğinde zamanaşımı yönünden red kararı verebilmektedirler.

Taraflar yargılamanın esasa ilişkin derinliklerine girilmesi karşısında zamanaşımı savunmalarının kabul edilmediği zannına kapılmakta ve hüküm aşamasında şaşkınlığa uğramaktadırlar.

Mahkemelerin ön inceleme aşamasından sonra karar vermeleri gereken hususlarda karar vermeyi erteleme alışkanlığı, davaların gereksiz yere uzamasına,  zaman kaybına, ulaşım, bilirkişi ücretleri gibi çeşitli lüzumsuz masraflara sebep olmakta, tarafların ve taraf vekillerinin mağduriyetine neden olmaktadır. Bu konuda tarafların ve vekillerinin talep ve ısrarlarının da çoğu zaman görmezden gelinmesi, yargı pratiğimizde nadir görülen bir uygulama değildir.

Bu konuya ilişkin yakın tarihte verilmiş bir Yargıtay kararına 1 konu davada, hariçten yapıldığı ileri sürülen, başka bir deyimle noterde veya tapu müdürlüğünde resmi şekilde yapılmayan bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık yargılama konusu olmuştur. Davacı, sözleşmeye aykırı olarak satıcının taşınmazı üçüncü kişiye satıp devrettiğini ileri sürerek satıcıya yaptığı ödemelerin iadesini talep etmiştir. Davalı sözleşmeyi ve ödemelerin bir kısmını kabul etmediği gibi kabul edilen ödemelerin kiraya ilişkin olduğunu ve ayrıca ödemelerin iadesi talebinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi yaptığı yargılamanın sonunda, dosyada resmi şekilde yapılmış geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunmadığı, tanık beyanlarıyla da bir sözleşmenin varlığının kanıtlanamadığı 2, bunların yanı sıra ödemenin iadesi talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle davayı reddetmiştir.

Yargıtay, temyizen yaptığı incelemede, zamanaşımı yönünden öncelikle karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, zamanaşımı yönünden davanın reddini usul yönünden red sayarak, aşağıdaki ifadelerle hüküm kurmuştur:

Bir davada usul yönünden red sebepleri var ise, davanın usulden reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekir. Davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Davanın hem usulden, hem de esastan reddine karar verilmesi mümkün değildir. Buna rağmen, mahkemece davanın hem zamanaşımı nedeniyle, hem de esastan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Zamanaşımı def’i ve hak düşürücü sürelere ilişkin itirazlar, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin savunmalardır. Bu savunmaların kabul edilerek davanın reddi, davanın usulden değil, esastan reddi olarak nitelenmelidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bu hukukî nitelemesi isabetsizdir.

Ayrıca bu kararın gerekçesinde, ödemenin iadesi talebinin hangi zamanaşımı süresine tabi tutulduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamış olması, mahkemenin ödemeyi nasıl bir hukuki vasıflandırmaya tabi tutarak değerlendirme yaptığını öğrenme imkanından tarafları ve bizi mahrum bırakmaktadır. Oysa verilen hükmün gerekçesinin ayrıntılı ve açıklayıcı olması zorunludur. Bu, gereği gibi bir temyiz incelemesi yapılabilmesinin de ön şartıdır.

Öte yandan kararda esasa ilişkin diğer hususlar incelenmeden önce zamanaşımı yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiğine ilişkin gerekçe isabetlidir.

Yargıçlarımız, HMK m. 30 (usul ekonomisi) ve m. 142 hükümlerini, Yargıtay kararlarını ve doktrinde bu hususta getirilen eleştirileri dikkate alarak zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerle ilgili kararları ön incelemeden hemen sonra vermeli, davaların gereksiz yere uzamasına sebep olmamalıdırlar.

Dipnotlar:

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/17932 K. 2017/2952 sayılı ve 13.3.2017 tarihli kararı
  2. İlk derece mahkemesi yargılamasında, resmi şekle aykırı bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin varlığının ispatı için tanık dinlenmesi ve bu konuda Yargıtay’ın bir açıklama yapmamış olması da ilginç bir nokta olarak not edilmelidir.